Pages

13 Mayıs 2017

0 Entelektüelin Kutsal Kitabı

Hakikaten de böyle bir kitap var Maya kitaptan çıkma. Tam instagram da kahveyle Alan Badiu(google'a bakmadan hala soyadını yazamıyorum mesela!) kitabını paylaşıp akşam Ankara Uluslarası Film festivaline gidecektik gidemedik yaaa muhabbeti yapmalık tipler için muazzam bir toplama, hap kitap. Esasen hoş da bir kitap.


Bu arada üzerine uzun uzun yazmayı canım bir türlü çekmediği için laf arasına sokuşturayım... İstanbul'dan Ankara Film festivali için geçen Nisan'ın 20'sinde beyazperde. com'da editör olan çocukluk arkadaşım ve gazeteci(futbol raportörü) sevdiceği gelince ister istemez sinemacı tayfaların muhabbetine ortak oluverdim. Aslında sinema adına da pek bir şey bilmeyen biri olarak konuştuklarını yakalamaya çalışmak çok keyifliydi. Filmler pek kötü görünüyor bunları nasıl izleyecekler diye düşünürken aralarında ki yorumların da benimle aynı doğrultu da olduğunu görüp sevindim hatta. Siz buna festival demişsiniz ama bu lise de projeksiyonla korsan cd'den film izlemece olmuş.
Niçin böyle oldu diye sordum tabii. Eskişehir ve İstanbul Film Festivaline güzel filmler gönderildi Ankara'ya da bu kaldı dediler... Ben onların yalancısıyım valla.


Bu entelektüelin kutsal kitabı meselesi aklıma şuradan geldi: bir hastalık gözlemliyorum herkesin sevdiği onayladığı yazarları sevmezse ya da herkesin nefret ettiği yazarı harcamazsa histeri nöbetine girecekler... Entelektüel olmanın yolu birkaç yüz isim film mekan yemek ismi tatil rotası bestekar bilmekten geçiyor sanki...

Geçen post da alıntıladığım Enis Batur'un A Cappella kitabına bir şans vereyim dedim. Yok sevemiyorum. Ben bu adamı se-ve-mi-yor-um. Şair gibi gelmiyor, çok üretken çok birikimli bunlara edilecek sözüm yok. Ama "şiirleri" benim için üç beş güzel söz, birkaç yabancı lisan kelimenin araya sıkıştırılmış hali... Duygu namına bir tat yakalayamıyorum.Ben nasıl "kendine muhafazakarsam", Enis Batur'da "kendine entelektüel".

Siz çok sevin ben sevemiyorum.

Asaf'dan gelsin:

"Bir gece
Gecede bir uyku..
Uykunun içinde ben..
Uyuyuorum,
Uykudayım,
Yanımda sen.

Uykumun içinde bir rüya,
Rüyamda bir gece,
Gecede ben..
Bir yere gidiyorum,
Delice..
Aklımda sen.

Ben seni seviyorum,
Gizlice..
El-pençe duruyorum,
Yüzüne bakıyorum,
Söylemeden,
Tek hece.

Seni yitiriyorum
Çok karanlık bir anda..
Birden uyanıyorum,
Bakıyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanımda..
Güzelce."

...

Aidiyet meselesi ben de pek problemli. Hiç bir yer habitusum değil sanki. Fakat bunun güzel bir tarafı var: herkese eşit empati mesafesini yakalayabilmek, ötekileştirmeden aidiyet duydukları bağlandıkları böylelikle kimlik kazandıkları mevcudiyetlerini heyecan verici bulmak...

Sevdiğiniz biriyle yol hiç uzun gelmiyor, şehir çirkinleşmiyor, arabaların kornası rahatsız etmiyor, trafik yormuyor, oturduğum koltuk sırtımı terletmiyor, hiç huzursuzlanılmıyor, eğlenmek için şarap, gürültülü bir müzik, zorla yapılmış esprilere gülmek zorunda olmak hiç mi hiç gerekmiyor.Galiba mutluluk böyle bir şeydi. Hatta belki aidiyet?

Yine oradan oraya yazdım, uf kafam da pek bir tuhaflık ki sormayın!


Bu da şarkı:



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥