Pages

24 Şubat 2017

2 Pusulasız Kalmak

Tam tamına 926 sayfa, kaynakça bölümünü çıkarırsak 904 sayfa eder... Neden mi bahsediyorum tabii ki Cereyanlar kitabından.Kulisler de kitabın kıymetli yazarının uzun uğraşlar vererek bir çalışmanın üzerin de yoğunlaştığı konuşuluyordu. Kitap çıkar çıkmaz sipariş verildi. kargom gelir gelmez de incelenmeye başlandı.Ama okunmadı. Uzun uzun düşündüğüm bir türlü işin içinden çıkamadığım haftalar da yazılara şöyle bir göz attıkça olmayan aklım iyice eksildi. Tevafuk diyelim tez hocam tam da kitapla iniltili bir dersi yıllar sonra yeniden vermeye başladı. Tez konum hala yok. Bravo bana!

Şuan iyi bir tez yazabileceğime olan inancım sıfıra yakın.İnsan okudukça zihni nasıl boşalır? Mümkün mü böyle bir şey? Belki yanlış alan da debeleniyorum... Az çalışıyorum. Kararsızım. Ayrıca duygusal ve şaşkınım. Kararsız olduğumu söylemiş miydim? Tembel yeteneksiz ve panikli olduğumu da şuan buraya yazmak zorundayım. Neyse en azından dürüst sayılırım.

Geçen gün ders arasında Çatı'da kahve içmeye gittik. kalkarken yanlışlıkla yan masaya hafifçe çarpma gafletine düştüm(!) o sırada acayip derece yüksek desibelli bir çığlık duymamla aniden dönmem bir oldu. Karşım da duran bir kadın tahmini 37-40 yaşlarında- hoca olduğunu sanmıyorum okutman belki memur ya da doktora öğrencisi- inanılmaz sinirli ve beni neredeyse boğacak kadar öfkeli! O kadar yüksek sesle çığlık atmasının sebebini merak ettiniz tabi, hayır üzerine bir şey dökülmedi yine bilemediniz telefonuna da bir şey olmadı, yalnızca hanımefendinin çayı azıcık masaya sıçramış. 

Hemen çantama davrandım saf salak bir insan olduğum için de özür diliyorum bir yandan. Hanımefendinin tepkisi oldukça ilginç:

" Ben hayatta o çayı içemem! Gidip bana yeni çay al!"

Hayır şaka değil. Tam olarak bunları söyledi. Ben tabii önce kısa süreli bir şaşkınlık yaşadım saf saf 
" ama masanıza azıcık sıçraması dışında hiç bir sıkıntı yok ki..." diyiverdim. Hanımefendi daha da sinirlendi ve yeni çay istediğini söyledi.

Tabi ki gidip alıp masasına bıraktım. Tüm bunlar olurken yanımda ki arkadaşlar da şok olmuş durumdalardı. Biri "iyi yaptın nezaket sen de kalsın" derken öteki "ben olsam hayatta almam çayını da yere dökerdim" dedi=)

Aslında şaşırdığım durum hanımefendinin çay istemesi değil. İsteyebilir ama geçen sefer yazdığım yazı da olduğu gibi üslup problemi asıl mesele.

Ama sanırım toplumsal olarak bunlardan çok daha mühim problemlerimiz var: akıl sağlığımızı yitirmek ve değerlerimizi koruyamamak gibi...

Filan...

...

Bu sıra çok hüzünçlü dingin karamsar ve akılsızım.Etrafımda ki insanlar olaylara insanlara her türlü duruma karşı çok iyimser yaklaştığımı adeta Polyanna zırvasında gezindiğimi söylüyor. Halbuki kendim mevzu bahis olunca her zaman kötümser karamsar ve en kötüyü düşünmem gerekiyormuş gibi! Ne Tuhaf, insanlara hatta tüm canlılara sarf ettiğim merhametin milyonda birini kendime  saklasam ya...

Fakat yine de ruhumu zora sokan durumlar için net bir sınır da durabiliyorum artık.Kısaca Kübler- Ross modelinin son aşamasındayım. Demiştim size tüm sebebi o ne idiği belirsiz saç rengindendi. Yeniden koyu renk saçlarıma döndüğüme göre naif ve mesafeli halime dönebilirim! Sanırım o halim çok daha akıllıydı. Ama işin aslı çok sevdiğiniz bir insanın hayatınız da hangi sıfat ile var olduğunun hiç bir önemi yokmuş. Aslolan var olmasıymış...

Keşke herkes böyle düşünebilse... Ama yok illa bir kalıp bir sıfat şart. Bir ruhu sevmek paylaşımda bulunmak için etiketlemeye ne kadar meraklısınız! 

Ay bi dakkaa bi dakkaa

Durumdan çok alakasız olarak dans etmeyi çok sevdiğim bir şarkıyı buraya ekliyorum.

Belki siz de seversiniz dememe gerek yok zaten biliyorsunuz bu şarkıyı ve efsane filmi!

Dirty Dancing filminin unutulmaz sahnesinde ki Patrick Swayze şarkısı benden hem onun için hem de hepiniz için gelsin!

Mutlu hafta sonları herkes!






2 yorum:

  1. Hepimiz kendimizi çok değerli sanıyoruz da ondan oluyor bence bu. Değerli ve biricik. Yani ne olmuş birazcık çay döküldüyse? İnsanları bazen hiç anlayamıyorum.
    Ben de olsam almazdım bu arada çay falan o kadına.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Elif,

    Aslında o kadar kısa ve öz ifade etmişsiniz ki... Zannederim hepimiz bu gibi durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Anlamlandırmaya çalışmamak gerekiyor bazı durumları ben öyle yapmaya çabalıyorum=)

    Yorumunuz için teşekkür ederim!

    İçten sevgiler!

    YanıtlaSil

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥