Pages

27 Ocak 2017

0 Sevmem Grileri



There’s a battle outside and it is ragin’ / It’ll soon shake your windows and rattle your walls / For the times they are a-changin',
Bob Dylan


Saat beşi geçtikten sonra çalışanların akşam servisleri irili ufaklı birbirinin ardına dizilirdi.Tam o vakit anneannem bir elinde pilav kepçesi “Kaç araba kaldı kuzum, Sayıyor musun kaç da kaldın haydi yeniden başla” der ben biraz heyecanlı biraz kafası karışık anneannemin koskoca pencereli evinden yola bakar geçen her bir arabayı nefesimin yettiğince saymaya başlardım.

Sayılar, arabalardan önce tükenir yirmi beşten otuz yediye bir anda geçilirdi.Yanlış saydığımı bilirdim.Ne anneannem ne ben oyunu bozmaz tüm arabaları saymışım gibi sevinirdik.
Servis araçları biter, anneannem pilavın altını söndürür gelir yanımdaki divana kurulur, “dün öğrettiğim duayı hatırlıyor musun?” diye sorduğunda hiç ikiletmez öğrendiklerimi sıralardım.En sevdiğim an, o ellerimi sıkı sıkı tutup “ Aferin sana, hep adil ol, kötülüğe kötülük ile asla karşılık verme.” derken kafamı sabun, yeni pişmiş yemek, kolonyağı kokan boynuna götürmekti.Anneannem hep böyle kokardı…

Beni o yetiştirdiği için mi bilmem, hep güçlü bir kadın olmam gerektiğini söyledim kendime  zihnimde yankılanan anneannemin sesiyle. Ellerimi onun gibi sıkı sıkı tutan birini hiç aramadım, biri tutsun istedim mi ondan da emin değilim aslında…Ben sadece Grileri hiç sevmedim, varla yok arası duygulara ilişkilere yenilmemeyi öğrendim.İşte bugün durup bana bütün bunları hatırlatan, ellerimi tutkunluk ile yoksunluk arasında arafa sürükleyen hisler…

Ogün onu hiç karşılaşmayı beklemediğim bir yerde ve hiç görmek istemeyeceğim biriyle gördüğümde güçlü olmam gereken anın en zayıf hissettiğim o an da gizli olduğunu fark ettim. Tutku duyduğum bir ruh bana tutku duymak mecburiyetinde değildi ve ben de durumun şahaneliğini tam da burada buluyor, beklentisiz saflığın aklıma ruhuma kalbime zehir zehir işlemesine aldırmıyordum. Ta ki o ana kadar…


Hikayelerime ilham olan ruhumun çatlaklarına aradığım ucuz bir yara bandı değildi, tümüyle evrene yayılan yıldızlardan içime akan sihirde gizliydi… Ruhuna sevdalandığım ilk adam, boynunda çocukluğumun özlemlerini sunan, ellerime dokunmakta ürken gözlerimden yüreğime akan gözyaşlarımın sevinçten yağmasını sağlayan o güzel ruh... Belki de yalnızca görmek istediğim replika bir resimden ibaretti...


Vapurlara gideceğim birazdan, martılar üşüşecek dizlerimin dibine lokmaları çekiştirecekler birbirlerinin ağızlarından bu kez dalgalara sadece kızgınlığımı bağıracağım coşsun durmasınlar!

Sana söylemiştim, sevmem grileri...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥