Pages

30 Nisan 2016

4 Bazıları Kıskanç Sever!

Yersen!

Bugün aslında uzun süredir yazmak istediğim bir konuya değinmek istedim.Bu konu başlığından farklı alt başlıklar türeyebilir.Lakin bu güzel cumartesi akşamında kadının kadına şiddeti mevzu bahis dostlarım...

Kadına şiddet haberleri medyanın gündeminden ne yazık ki hiç düşmüyor.Toplumsal sorunlarımızdan en önemli başlıklardan biri "kadın meselesi".Yaşanan bu kadın terörünün, aslında günlük hayatta bir çok kadının birbirine uyguladığı pskolojik şiddetten hiç bir farkı yok.Dolayısıyla bu kadınların yonttuğu Dünya'ya "armağan ettiği" caniler de onların uzantısı oluyor.

"Kadının kadına terörü"
dillendirmek bile çirkin ama gerçek.
Günlük hayatı birbirine zindan etmeye odaklı sürekli açığını kollayan mutsuzlukları ile sevinen bir tablo var karşımızda.Kırsal kesim için durumun ne boyutta olduğunu kestirmek çok güç olmasa da netlik olmadığı için yalnızca "modern şehirlerin modernite tuzağında ki kadınlarından" yola çıktığımı belirtmek isterim.

Konuşma İstanbul'da Dünyaca ünlü bir şirkette çalışan bir kadın arkadaşım ile geçiyor:

"Senior'larımız ile anlaşmak zor değil.Tabii kadın değillerse...Yaptığımız işi asla beğenmiyorlar.Kadın stajyerlere özellikle de erkek seniorların yanında aşağılayıcı şekilde davranıyorlar.Unuttuğum bir dosya yüzünden yaptığım hatayı benimle konuşmak yerine tüm birime mail geçmiş.İnanabiliyor musun benimle ilgili hakaretler ve küçük düşürücü cümlelerle dolu bir mail."

Bunu yapan bir kadın.Uyguladığı baskı yine bir kadının üzerinde hegemonya kurmaya odaklı  maço vari tavırla gerçekleşiyor. Karşısındaki kadının en ufak hatası üzerinden ego parlatması ve üstünlük  kurma mücadelesini dinledik!

...


Bir başka arkadaşım araştırma görevlisi olduğu bir üniversite'de ki çalışma arkadaşından bahsediyor:

"Ulusal bir kongre yapılacaktı.Daha resmi giyinmemiz hepimize önceden belirtildi.Kongre öncesi aksilikler yaşadım.Uzun boylu olduğum için fazla dikkat çekmek istemiyorum topuklu ayakkabılar yorucu oluyor.Siyah babetlerle günü bitirmek istedim.Ama asistan arkadaşlardan biri kıdemli hocaların olduğu bir yerde üstümdekilerin ne kadar uygunsuz olduğunu ve çok özensiz göründüğümü okulun imajını zedelediğimi söyledi.Çok utandım ve sinirlendim.Gerginlik olmaması için sustum."


Şaşırtıcı mı hayır!Bunun gibi pek çok örneği buraya yazabilirim.Birbirimiz ile öyle bir rekabet halindeyiz ki!Karşımızda ki kadının giyimi, saçı başı, hali tavrı!yetmiyor namusu en çok kadınların dilinde!Bir erkek ile görünmenizin ardından ilk dedikodular yine aynı grühtan ürüyor.Hafif meşreplikle para gözlülükle daha bilumum sıfat ile suçlanıyorsunuz.Üstelik bunu yaparken müthiş bir özgüven ile adeta üzerinizde hakları varmış gibi bir tavır takınıyorlar...

Kadının kadına terörü kadar acı bir şey olabilir mi?Sosyal medyada en acı eleştiriler yine kadınlardan geliyor.Hakaretler, yerici Yorumlar...Hiçbirimiz mükemmel değiliz Angelina Jolie değilim!Olmak gibi bir derdim de yok ki.Ben kusursuz değilim, sen de değilsin.üzgünüm.

"Kadının düşmanı yine kadındır." söylemine sığınmak dahası inanmak istemiyorum!Kadın olmak masumiyettir anaçlıktır sevgidir!Biz birbirimizi hoş görmeden saygı duymayıp olduğu gibi kabullenmeyi bilmediğimiz için, yaşam alanlarımızda ki en büyük stres yine birbirimiz oluyoruz.

Önüne geçmek mümkün.Önce kendini sevmek sonra karşında ki kadın ile empati yapmak ile devam eden bir süreç bu.

Karşınızda ki kadının " az olan saçlarından" ya da "çok zayıf olduğu için" kadınsı görünmemesini dillendirmekten vazgeçin.Siz siz olun o da kendisi.Yine aynı şekilde karşınızda ki kadının başarılı ya da zeki olması sizi aptal ya da başarısız yapmaz.Sahi bütün bunların derecesi nedir ki?

Hepsi göreceli eh ne demeli
Hayatı olduğu gibi kabullenmeli

Kabullenemeyenlerle de mümkün mertebe az dialog da olmak en iyisi!bir yerde kadınsallıktan çıkıp tamamen bireysel alanlarını korumaya dönüyor iş.Haddini bilmeyenlere de sınırlarımı çekmekten asla geri durmamak lazım.Birileri hadlerini bilmeyenlere herkesi yönetemeyeceklerini göstermeli.Buda bence diyaloğunuzun dozunu ayarlamak bazen kesmek ya da mesafeli bir tavır takınmak ile gerçekleşmeli.

Kıskançlık duygusal ilişkileriniz de yerini alabilir... hazımsızlıklarınızı kişisel egolarınızı arkadaşlıklara yansıtmak çok sıkıcı. Unutmadan kimse kıskançları sevmez!

Hafta sonu yazımı geçen akşam güzel bir yemekte bir araya geldiğim Sidar ve Özge ikilisine teşekkür ederek bitirmek istiyorum şahane bir kitap ve film hediye edip hafta sonumu çekilir kıldılar!

Biraz çalıştıktan sonra hediye ettikleri filmi izlemeyi planlıyorum!Daha sonrasında burada payalaşılacak tabii ki!

peki sizin hafta sonunuz nasıl geçiyor?
Umarım keyifli bir haftasonu olur herkes için Kocaman öpücükler ve kalpler size geliyor.

Ozaman bu da şarkı:





22 Nisan 2016

2 Selam Ben Jennifer!

Valla sizi bilmem ama benim ruh halimi giydiklerim saçım başım pek bir etkiliyor.Ya da tam tersi de olabilir.Bir önce ki postta bahsetmiştim saçlar bir -evde kalmaya beş var dikkat çekmem lazım seksili karemelli loreal 6.75 dore yansımalı bnşkalfmldnmsd rengi- olduğundan beridir, bana da tam da böle bir enerji geldi.

Ne haller ne tavırlar valla inanamazsınız.

Geçen haftam gerçekten çok yoğundu.Sunum sınav ve annotation paper derken gece 3 den önce yatağa giremez oldum.4 saat uykuyla tüm günü geçirdiğim hal de saçlarımı fıştırıklı modeller yapmaktan geri durmadım.Halbuki ben asla makyaj ve saç yapmak için uykusundan yarım saat feragat eden hatunlardan olmamıştım.Gerçekten durum vahim demekki...

Yalnız öyle bir yoğunluk ki, her sabah kendime yaptığım -muhakkak ki doğal ekmek olacak! malum sağlıklı beslenme takıntılıyız ya hani- tostun içine kaşar koymamışım arkadaşlar.evet.baya kaşarsız tost.Ulan ısırıyorum ısırıyorum hiç birşey yok.İçimden de kendime sövüyorum " ne cimri karı oldun be!Saç boyasına parayı kaptırınca burdan mı kıstın naptın bir tek ortasına koydun heralde kaşarı!" e ısırıyorum ısırıyorum tostun sonuna geldik ki içini açmayı akıl ettim.O an sağ yanıma bir inme geldi tüm saçlarım köpek görmüş kedi gibi tülük tülük tepeme dikildi.Jenifer'lığımdan eser kalmadı sulu kuleli Melehat ablaya döndüm.

Gerçekten çok dertliyim.Görüyorsunuz.

Bütün günüm bu gerizekalılıkla geçti.Eve döndüğüm de tv de zap yaparken bir kadın programı gibi bişiy de ilk buluşmanın kodları anlatılıyor.Yok işte kahverengi giymeyin güven vermezsiniz, dekolteyi abartmayın kırmızı ruj sürmeyin.filan.İşte o an hayatımın en kötü ilk buluşmalarından biri akılma geldi(demek ki dahası da var=( . kod adı veriyorum elemanımızın adı:Yeşil.(Yeşil sermaye filan aklınıza gelmesin lütfen yok öyle bişi:s)

Şimdi bu Yeşil Bey ile yaşanan durumun nerden baksan bir 5 senesi var.Abimizin gözleri-yeşil- bak bak bitmiyor.Bir arkadaş ortamında denke gelince özel bir buluşma ayarladı kendisi.Ben de bulmuşum Kıvanç Tatlıtuğ ile Murat Dalkılıç kırması çocuğu kaçırır mıyım!
Kaçırsaydım keşke zira tüm akşamım hortlayan bir Klostrofobi atağıyla geçecekti...

Şimdi kendisi bir centilmenlik(!) örneği göstererek saat 8 de beni evimden alacağını söyledi.Tüm ısrarlarıma rağmen evinden alacağım diye diretti.Peki dedim el mahkum.Saat 8 buçuk olmuş adam orta da yok.Arıyorum cevap yok.Yolu bulamamış arkadaşlar.30 kere anlattım konum attım.Saat 9'da anca gelebildi.Ben de tabi sinir katsayısı yüksek.Neyse dedim olabilir yön duygusu kötüdür gudubetlik yapma bu illa ki gerizekalı olduğunu göstermez şiii sakin.Tam arabaya bindim ki ne göreyim!Adam eşofman ile ilk buluşmaya gelmiş!Hayır yani baya baya eşofman altı ve tshrt!Benim sol kaş gene havalandı.Pilates yapan Ebru Şallı gibi püf püf nefes veriyorum tamam sakin şekilcilik yapma demek ki rahat biri daha iyi işte!Daha iyi de ben niye tükürdüğümün stilettosunun tepesindeyim ozaman!FUCK!

Nese yol sonunda bitti.Mekana geçtik.Allah'ım nasıl dar bunaltıcı loş bir mekan bayılacam!Çocuk ne konuşuyor ne diyor hiç bir şeye zaten odaklanamıyorum.sıçtığımın stilettosu da ayağımı vuruyor.Ay kusacam galiba..

"ee peki sen ne düşünüyorsun  Coco?"
"hı?"
Ne soruyordu acaba
"Ya bence haklısın aynen öyle yani"


Konuşmanın gerisini hiç anlatmıyım.
Zira dinlemiyordum Onunda beni dinlediğini hiç zannetmiyorum defalarca klostrofobim olduğunu ve içerinin havasız olduğunu söylemem rağmen kıçını kaldırmadı koyduğu yerden.O an anladım ki ilk buluşmaya eşofman ile gelmek aslında çok şey anlatır.Adam üşengeç!Adam tembel!Tabi ilerleyen dakikalar da deliler gibi midem bulanmaya başladı.Lavaboya gitmek için izin istedim o sırada başım döndü.Ben sendeleyince de bizim eleman ayaklanıp tuttu beni.Asıl olay bundan sonra koptu:

"ıyyyy New Balance'larıma kustuuuun iğrençsiiiiiiiin"

Tuvalete nasıl attım kendimi anlatamam.elimi yüzümü yıkayıp biraz kendime geldikten sonra içeri döndüm.Tabi feci sinirliyim.

"Kalkalım mı Yeşil Bey artık.

"Tabi.hesabı istedim zaten.Siz de ödeyin kalkalım"

Ulen içtiğimiz bir bardak kahve be!Benim damar attı tabi çıkarıp masaya fazladan parayı attım...

Dönüş mü?

Pek tabii ki Allah'ın öküzüyle eve dönmedim hemen bir taksi çevirip evimin yolunu tuttum.

Eve geldiğim de şişmiş ayaklarım kusmuklu saçlarım ve telefon rehberimden eksilttiğim gereksizin ardından acıktığımı fark edip kendime tost yaptım.Bildiniz o tost da fecehat geçen bir ilk buluşmanın ardından kaşarı unutularak yapıldı ve öyle de yendi.


 Çünkü Jennifer'lar kaşarsız tost sever ve her zaman James Dean'in bir gün onu bulmasını bekler!(tercihen biseksüel olmasın aman diyim!)



Hadi size iyi hafta sonları bana da uykusuz geceler!






Bu da  anti-romantika yazımın romantika şarkısı olsun.






14 Nisan 2016

3 ÇOK ACA'İP



Son birkaç gündür en çok kullandığım iki kelime çok acaip! oldu.Her şeye herkese aa çok acaip ya dedim.Aynaya bakıp kendime çok acaip dediğim de oldu.
Acaba bu durum, durmadan okumak zorunda olup, bahar geldiği halde içimde ki enerjiyi sporla, koşuyla filan açığa vuramadığım için miydi?Ay bilmiyorum.

Geçen gün akademik camia da hatırı sayılır bir şöhrete sahip bir hocanın dersinde yine tuhaflıklar peşindeydim.
Genelde sabahları pek çok insana göre az uyumuş olsam bile inanılmaz enerjik uyanırım.Rezil şarkılardan potporiler halinde oynayarak hazırlandığım sabahlarda çoktur.İşte yine öyle bir sabahtı.Yalnızca 3 saat uyumuştum sunumum vardı.

Sınıfa girdikten sonra baktım Ezgi oturmuş öyle bir keyifsiz filan.
"uyuyamadım Coco ya çok gerginim, duygusalım ağlıcam galiba" dedi.

İşte aradığım fırsattı!Adeta Saraylı Cemil İpekçi havasıyla " canım kendini bana bırak " dedim.
Off yaşasındı! Reiki filan yaptım kızcağıza.enerjisini aurasını temizlediğimi filan zannedip seviniyorum.Ben sevinirken de bu pek bir şöhretli hoca içeri girdi.

Adamla aramızda ki ilişki zaten Safiye ile Faik'e dönmüş durumda.Ne desem bozuyor eziyor gülüyor.O halde görünce tek kaşını kaldırıp gözlerini belertti tabi sınıfın kalanı da aynı anda içeri girmiş bulunmuş.



                                                              bknz:soldan ikinci


O an ya kızım sen busun işte ne saklıyorsun kendini ya enerji çalışması yapıyorsun kamusal hizmet bir nevi diye içimden geçiriyorum.Daha doğrusu içimden geçirdiğimi sanıyorum zaman zaman olduğu gibi yine o sabahta kontrolsüz bir biçimde konuşmaya başladım.

Sonuç. Sabah Sabah şoka girmiş bir Prof, Gülmekten ve benim yerime utanmaktan kızarmış bir 15 kişi!

Aferim bana ya valla..

Hayır bu kadarla da kalsa yine iyi..

Kaş'a gidenler bilir, Ada denilen kısmında sosyetik Acar ailesine ait "şato" ismini verdikleri ultra über lüks bir mülk yer alır.Birkaç yıl önce Kaş'da tatil yaparken görmüş ve " çok acayip ulen bu ne görgüsüzlük" demiştim.Tesadüf bu ya Hocanın da o "şatodan" bahsedeceği tuttu.Giden var mı deyince de yine kendimi konuşurken buldum:

"Ben gittim gördüm.Gerçekten çok aca'ip."

Yine durdurulamadım ve çok acaip bir akademik yaklaşım örneği sergiledim...Olsundu ya, Politikaya da neşe lazım!

İşte tüm bu bezginlikle attım kendimi kuaföre.Artık karamel, bal ve uçları tuhaf bir renk olan saçlarım var.çogzel gerçekten:/

OFF!Anneeeee ben manyak oldum GENE!


...


Alın bu da şarkı=)




ps: son zamanlar da müzik piyasasın da süper alternatif albümler çıkıyor.Takipleyin heba olmasın güzel şarkılar!

2 Nisan 2016

0 Dengemin Yegane Dengesizliği

Benim canım
Yanmak bile mümkünsüz geliyor gözlerin de
Sözlerin bulur beni en derinim de
Susasam, yine sensizliğe alışırım
senden dökülmeye
Kirpiğim dokunmaz yüzünün herhangi çizgisine
Yine avunurum senin gülüşüne
Bedenin mahiyeti kalmadı
Susmak zorundaysam
Sorman anlamsız benim canım 
anlatamam
Duymaktan korktuğunu sormasan
Aklın çokken benimkini bulandırmasan
Kimyamız karışamaz ki
DNA'm bile sen diye kodlansa da
Hayali bir günahım 
Sen sussan da bundan gayrı anlatamam
Üzülme benim canım,
Sana hep gülmek vardır
Ben de bir yeklik hali
Hiçliğinin eminliği ile...
Dengemin yegane dengesizliği,
benim canım
Hayalim de kal, gün ışığı sarsın sensizliğin zehrini...






bu da şarkı: