Pages

26 Ocak 2016

0 Hakikat









Zamanını bekler durur hakikat.

ay olur yıl biter mevsimler döner

inkar öfkeye öfke çöküntüye en sonun da ise kabullenişe döner.

Zaman geçer değişirsin büyürsün belki aynı kalır içindeki 3 yaşındaki  çocuk.Yalnız bırakırsan onu orada, eksilirsin çoğalacağına...beslenmelidir muhtaçtır hala sana..

Duymak istediklerine egona aşkı bile sağlama almaya odaklandığından beridir artık gerçek sevdalar yaşayamıyorsun.

sen hiç olmamışsın.

hep yerinde saymışsın.

 kendine bunları mı söylüyorsun?

silkin artık kendine gel ve fısılda kalbine:



belki giremedin hiç bir gönle sevilmedin sevdiğin gibi

ah etme hiç birine kızma kendine

bil ki mevsim erecek cemreye

dualar kavuşacak en derin deki gize

silikleşecek karartılar...

tatlanacak damağın

delirecek kanın

çilek aynı çilek yaz aynı sıcak deniz yine sen kokacak

....


Hep hatırla izleri

Seni sen yapan incinmeleri

Küsme 
gelir geçer hayat bu nasılsa

belki dileğindesindir birinin
 hatta kimbilir birilerinin

Yenilgiyi de sindirmeli insan
-yeterki
Başkasına değil kendine yenilme,

Susmayıda bilmeli

kabullenmişse sustuklarının nafakasını peşinen ödemeyi

Biri duyacak elbet

Suskunluğunun ünlemini!

konuşmayı da bilmeli
-öğrenmişse göz bebeğinin ferini

Yaşamayı sevmeli

Sevmek için yaşamalı

ve bilmeli asıl hakikatin

ettiğin duanda gizlendiğini.







22 Ocak 2016

0 Keşfedilmemiş Yaşamlar



Herkese Selam!

Umarım hepiniz için güzel bir hafta daha geride kalmıştır.

Haftasonunda yapılacaklar listenize bir katkım olsun istedim.

Sever misiniz, gider misiniz bilmem ama Sahaflar her zaman derin anlamlı alanlar olarak süre gelmiştir benim için.Sahaflar da saatler harcamak hep çok iyi hissettirir,Kafamdakiler anlamlanır düşünceler süblimleşir, Bazen çizginin ötesine geçip somuta erer.Eski kitapların arasında kaybolurken deliren toz alerjime rağmen inatla raflar arasında gezinmeye devam ederim ta ki bana iyi gelecek aradığım cevabı verebilecek kitaba ulaşana dek...O kitap genelde alındığı an okunmaz mevsimini bekleyen frezyalar gibi açacağı anı bekler.

Kitapların sararmış sayfalarında ki numaralar, isimler, altı çizili bölümler...

Bazen unutulmuş bir not belki bir kitap ayracı...

Eskiden Ulus Suluhan'ın oralar da sahaflar vardı ne yazık ki kapandı uzun yıllardır o çevreye gidemediğim için de yenileri açılmış mı bir fikrim yok.Kızılay da  pek çoğu hala varlığını sürdürmekte.Tunalı Pasajı'nın hemen içerisinde de bir sahaf mevcut.(bilmeyenlere bilgilendirme yapıldığına göre devam edelim:)



Ünlü Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un ilk kitabı olan Afrikalı Leo'su bundan 5 sene evvel(tam olarak 5 sene 2 ay) elime geçti.,. 

Uzun bir gezintinin ardından içinde Thomas More'un Utopia'sının da olduğu bir çok kitap ile birlikte benimle eve döndü.Yalnızca 8 buçuk Türk Lirasına alındı.Kütüphaneye koyuldu ve zamanını bekledi.Ogünden beri kitabı açmadım.Zamanı değildi.


Kitabın gizeminde gezinmekten hikayeye odaklanamadım.Eserin ilk sayfalarından birinde kitabı satın alan Ecem ve kitabı hediye ettiği Sedef öğretmeni ile tanıştım...
Acaba Sedef öğretmen nasıl biriydi peki ya Ecem?
Kafamdaki bir hikayeden  diğerine kaçışıp duran fikirler hayal gücümü uzun süredir hiç serbest bırakmadığım kadar bırakmama yaradı..






Ecem'i çok varlıklı bir ailenin kızı yaptım birinde, ötekinde sinsi sınıf başkanı oldu hemen ardından huysuz arka sıra uzunu oldu.

Sedef öğretmenin teşbih-i beliğ'ini de size bıraktım acaba nasıl biriydi?




 Sevgili Ecem, eğer bir gün bu yazıyı bulursan bilki öğretmenine alınabilecek en güzel kitaplardan birini hediye etmişsin.Söylemeden edemeyeceğim güzel el yazını pek bir kıskandım.Ümit ederim ki şuan Sedef öğretmen de  sen de çok mutlu bir yaşamın içindesinizdir hayalleriniz kırılmamış ümitleriniz tükenmemiştir, Kalabalık sofraların samimi insanları olmuşsunuzdur umarım hep çok sevmiş çok sevilmişsinizdir!


Sevgili Sedef Öğretmen, Kitabı eğer siz o sahafa getirip bıraktıysanız iyi ki bırakmışsınız.Öte ki türlü sizi hiç tanıyamayacaktık.Afrikalı Leo'yu siz de benim sevdiğim kadar sevdiniz mi? En çok hangi bölümde kelimelere sarılmak istediniz?



Çok uzun süre kütüphaneme misafir olan bu hikayeyle sözleştik.zira  o bir gezgindi başka kütüphanelerde başka kimliklere sinmesi lazımdı.Bir gün başka notlarla başka bir sahafa bırakmaya söz verdim seni.

Bakalım bu kez kimin eline geçeceksin ve neler hissettireceksin...


Hepinize çok keyifli bir haftasonu diliyorum...Yolunuz düşerse Sahaflarda kaybolmayı unutmayın...


Buda şarkı



15 Ocak 2016

2 İyilik ile Aptallık Arasında ki İnce Nokta

Bazen belli bir şey üzerinde uzun süre çalışıyoruz. emek harcıyoruz ve istediğimiz tek şey emek sarf ettiğimiz olayın değerini bulması oluyor...

Çok öfkeli ve kırgın olduğum bi hafta ardından yazılıyor bu yazı.

Grup çalışmalarından nefret etmek için sağlam sebeplerim var artık.

Bazen her şeyi o kadar ciddiye alıyorum gereksiz şekilde bir dağ yaratıyorum ki tam önümde.

Haksızlığa hiç gelemiyorum ama insanlara "hayır" demeyi de başaramıyorum.Sırf nezaketimi bozmamak adına bazen vermem gereken cevapları veremiyorum.ve bu gerçekten çok sinir bozucu.

iyi olmaya çalışmak değil adil olmaya çalışmak bu düzende ne kadar zor!
herkes neden bukadar birbirini,n açıklarına odaklı neden bukadar kötü bazı ruhlar!

İnsan doğası nasıldır?İnsan doğultan iyi midir?Yoksa kötü mü? Buna nasıl karar veririz?

Bunları söylemek zor.Neye göre iyi kime göre kötü kim için peki?

Buna da genelleyici bir yaklaşım geliştirmek zor...

Ama...

Saygısızlık kötü şey.. Hele ki emeğe hele ki nezakete saygısızlık...

Aslında burada yargılamam gereken tek sanık yalnız ve ancak kendi benliğimden oluşuyor.

Sınırlarımı çekememekten, beni zor duruma sokup saygı sınırlarını zorlasalar dahi insanlara onların diliyle cevap veremiyorum.

Çünkü nasıl yapılır gerçekten bilmiyorum.Öğrenmek istediğimden de eminim.

Onlara benzemek istemiyorum.

Bu ülkede genç bir birey olmak hayatını kurmaya çalışmak gün geçtikçe dahada zorlaşır hale geldi..

Arkadaşlarımın hatrı sayılır kısmı KPSS sınavı için çalışırken testler arasında kayboldular, özel sektördekiler yeni proleterya " beyaz yakalı" olmaktan kurtulamadı ve işlerinden nefret ediyorlar.Tabi onlar, iş bulamayan güruhla kıyaslanınca oldukça şanslı görünüyor...

Etrafımızda sürekli cinayetler işleniyor, savaşlar, intihar bombaları, ölümün normalleşmesi ile hayata bakış açılarımız daha mı sıradanlaşır oldu?Yoksa ayaz işlemiyor mu veremli bünyelere çoktandır...

Neden birbirimizin hayatlarını yeteri kadar olumsuzluk varken daha da zorlaştırmaya meraklıyız inanın anlamıyorum...Tüm bu negatiflikler hepimizi etkiliyor, verimliliğimizi düşürüyor en mühimi yaratıcı mutluluk katma değerimiz değer kaybediyor...


içsel bir konuşma daha böylece kayıtlara geçsin...

Öğütler de bu kez Nil'den gelsin...

doğrusu pek bir tatlı söylemiş, ne de güzel söylemiş!