Pages

10 Aralık 2016

0 "Paralel Evren'de Biz" -2

"Sana rüyalarımı hiç anlatmadım.Mücadeleden vazgeçtim.Yenilgi değil, sadece kabullendim.

Saat tam 5:45'de hayatımın en mutlu gününün en mutlu anının büyüsüne uzaktan bakıyor gibiydim.Orada duran ben değildim,Ayşe, Necla ya da bir başkasıydı.Sana Söylemek istediklerimi hiç söylemedim.Sonradan düşününce, sanırım söylemeyi de istemedim.Hiç korkmadım.
Adım yoktu benim.Sokağım yok.Evim yok.Bir ailem yok.Düşüm yok.O andan sonra hiç bir günün önemi yok.Ömrüm 1 gündü...
 Bana kızsan da olur, nolur yanımda dur.Uyandırmasınlar bugün."

Yazdıklarımı gizli gizli okuduğunu ayrımsadığımı bilse çok kızar.Söylemez, düşünür düşünür düşünür dedim ya en çok o bilir.Sararmış gazete sayfaları-açık seçik mecmua kadınları konuğu- ile kaplı küçük çizgisiz sayfalarla dolu defteri aldığım yere bırakmalıydım.Mütereddit idim, meşeden masanın üzerinde duran kitap yığınlarının altından mı almıştım, hemen yanında ki  geceden yarım kalmış kahvenin lekeleri Polonya porseleni fincandan damlayıp masaya iz bırakmış.Silsem mi? Yok, muhakkak ki fark eder.Dikkatlidir.Ayrıntılara delirir.Fincanın yamacında eski bir makas, ucunda kağıt kırpıntıları, kırpıntılar gri eski ipek halıya dökülmüş, çalışma masasının siyah koltuğuna kadar uzanmakta...Masanın solunda eski bir daktilo içinde eksik kalan bir yazı bir türlü bitmeyen etrafı aynı eskizlerle dolup taşan...Tam o anda bir kapı sesi, üzerini çıkarmakta kaşe kabanı ince hışırtılarla portmantoya asılır ayakları birazdan ayakkabılardan kurtulup içeri döner, elimde açık resimlerle dolu gazete kağıdına sarılmış defter...Alelade bırakıverdim kitapların ardına tam içeri girmeden evvel...Kapının ağzında durur eşiği geçecek gibi, şaşırmamış ama hoşnutsuz, tam da zamanıdır artık şimdi...Konuşacakken bir ses böler parodiyi, bir çocuk ağlar yakınlarda kesik kesik başı uzanır sesten tarafa, boynu açılır benden yana- sanki uzak bir ova bahçesinde sardunya, nergis ve gül-, hatırlarım defterin yerini, fincanın hemen altında ki mevki, ellerim bir yankesici çabukluğunda şipşak buluverir adresi...Dilerim az önce durduğu yeri görmezden gelmesini...

Akşam yemeğinin konusu bellidir tecahül-ü arifane bir karanlık daha son bulacak...Ardından çalan eski bir melodi, milim milim nakşedecek didarda ki gizi...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥