Pages

21 Ağustos 2016

0 Hesaplaşma


Gergin olmasını bekliyordum, böyle zamanlar da ağlayacakmış gibi gözleri aşağılara sürüklenir çenesi titreyen sesine yarenlik eder sözcükleri karşısında durulmayacak denli hızlı asılırdı kalbinize.Ayaz gibi işlerdi ilmek ilmek ciğer parenize...Gene yakacaktı hem kendini hem ötekini tümden bir zamansız sevda uğruna...


Fakat,bu kez durum başkaydı.






önce oturdu.Hava güneşliydi akşam güneşi ne yakar ne bunaltır can verir ete kemiğe.hemen en sevdiği pastadan istendi.Yanında muhakkak su.aa o da ne diyecek oldum ki çaylar geldi.nedendir bilinmez çay kaşıklarının sesine cırcır böcekleri muamelesi yapar-sevimsiz,istenmeyen,rahatsız edici-


Adam havadan sudan attı tuttu. Bir ara benden bile konu açtı,duymazdan geldim.


Kadın kendi sesinden ürker gibi:
"Her adımda uzaklaşmak, her bağda biraz daha kopmak bize yazılan buydu işte.Yokmuş gibi davranmak aradaki gergin iplere düğümler çentikler atıyor her çekiş de körlüğe teslimiyeti dileniyorduk.Olmuyrmuş gibi yaparsak varlığını görmezden gelir sonraları hakikati örtbas ederiz sandıydım.
Ben hep yanılırım.İnsanlar hususunda, hava hususunda, çiçek isimleri hususunda...


Bir erkeğe çiçek verilmeyeceğine kim inandırmış bizleri...gideyim diyorum şurada 100lerce yasemin dikeyim.büyür büyümez deste deste ellerinin altına kafasının yamacına nefesliğinin kokusuna sereyim...Sıkılmak hayat-ı ömrümde- ki bir de ruhi ömrüm vardır yalnız ona adanan- onun ahının yanında kati suretle gerçekleşmeyen bir efsaneye dönüşüyor.

Öyle bir anda aklıma gelmiş idi, yanında susmak ne denli ögürlüktür.sözcüksüz kimsesizlik nasıl da tamamlanıveriyor onunlayken bir bilsen...

Öyle bir anda söktü benliğim kodlarını, susmak ne karmaşık çığlık.Durmak yan yana işte tam da budur istediğim."



Adam inanamıyormuş gibi elinde çay bardağı parmaklarının kavruluşuna aldırmadan;
"Yahu ne anlatıyorsun böyle..."
diyecek oldu kadın ayaklandı sanki boşlukta nazarları, son olarak döktüklerini betimleyerek:


"Mazhar,  konuşacak şey kalmadı."



Dedi ve gitti...Oturduğum yerden göreceğim vaziyetten emin bir izleyici edasıyla Mazhar'a baktım: Adam beklenmedik bilinmezliğe yenilmiş, hazımsızlığını aylarca atamayacağı bir yenilgiyle ekşi bir midenin yüz ifadesini taşımakta idi.


O oturdukça boyalı pastanenin boyalı sandalyelerinde, ben de bekledim suskun suskun.Her bir dakika da renkler karıştı ahenksiz bir güreşe tutuştu..


O gün, bir adamın yalnızlığının, tek gecelik susamışlıklarını dindirmesiyle başlayacak kronolojisinde ayrılığın zehir evresinin başlangıcına şahit oldum.Ve yine o gün, bir adamın hiç var olmamış bir sevdanın ardından aylar sonra ağlayabileceğini,acının tüm beden de gezindikten sonra beyni ve kalbi tümden felç edeceğini anlayacaktım.

Sebebini bulmuştum sorumun ...
















o

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥