Pages

22 Aralık 2015

0 İlişkiniz Ne kadar Gerçek?(!)

İyi geceler Blogosferin güzel insanları...

Ankara havası donduruculuktan ayaza ayazdan sise güneşsiz sabahlara dönüşmüş durumdayken bende ki duygu yoğunluğuda taşma eğiliminde...

Uyarıyorum bu yazı oldukça samimi olacak...

Başlık tümüyle açıklayıcı aslında konumuz kadın erkek ilişkileri...

Yaşın ilerlemesi ile birlikte herkesin kafasında "doğru insanı asla bulamayacak mıyım acaba" sorusu yükselir.

Doğru insan kimdir kime denir?
ruh eşi var mıdır yoksa safsata mıdır?
Mantık ilşkisi mi saplantılı bağlılık mı yoksa saf aşk mı
hangisi mümkün?

Yoksa hiç biri mümkün değil mi?

bir dakika baştan alıyorum...

yaş 18. gözler daha açılmamış aşk sandığım bir adama feci tutuldum.şuan görünüp kaybolan imlece bakıyorum çünkü bir anlığına o günlere gittim...

Gerçekleri bilmemek bazen sahiden de daha iyiymiş dedirten bir adama aşık olduğumu sandım.
çok acı çektim benliğimden çıktım.47 kiloya kadar düştüm(ahhah şuan 50 kiloyum çok da bir şey değişmemiş=) aldatıldım kandım düştüm.tam olarak DÜŞTÜM. okadar çok dayak yedim ki kendimi kaldırmaya zorladığım da bambaşka biriydim...bunları yazarken hala gözlerim doluyor Çünkü aşk kadar özel bambaşka bir duyguyu bu kadar acıyla yoksunlukla hatta sevilmemişlik hissi ile anlatmak aşkın karanlık tarafının ağır basmasından...

Hayatta tabi ki çok daha büyük acılar var ama biten ilişkilerin ardından da yas tutma sürecine girdiğimiz bilinen bir gerçek...

yapı gereği her türlü duyguyu yoğun yaşıyorum ama her zaman mantıklı tarafımda tam uçurumun kenarından yuvarlanacakken parmağımın ucundan da olsa yakalıyor beni...

Her neyse...O dönem güzel birkaç arkadaşlık edindim iyileşmeye başlamamda büyük etkileri var ve hepsi eğer bugün burayı okuyorlarsa kendilerini çok iyi biliyorlar...

yıllarca hayatımı kimseyi alamadım görüştüğüm beni tanımak isteyenlere fırsat verdiğim zamanlar oldu ama bunlar da çok başarısız denemeler olarak sonuçlandı...

İnsanın 18 in de aşkı sindiriş biçimi ile 20 lerde ki hali çok daha başka oluyormuş bunu anladım...

Aradan 2 yıl geçtikten sonra hayatıma yine kendimden oldukça farklı bir karakterde biri girdi.Güvensizliğimi kırılmışlığımı dindireceğine söz vererek yaşadığım her şeyi bilerek üstüme sinen tüm yalnızlığı kırgınlığı hüzünü silmeye söz vererek geldi...

Ama oda keşke gelmeseydi dedirtti.Yanlış seçimler yaptığımı kabul ediyorum.Netice de bunu kabul etmek görmek ve ona göre hayatınıza yeniden bakmak gerek.

Aşık olduğumu sandığım adamın peşinden gitmeyi denediğim de " seni sevmeyen bir adama kapılmamalısın " dedi tecrübelerim.

Beni sevdiğine inandırmak için Yıllarca yamacımdan ayrılmayan biri ise"  Sırf biri seni sevdiğini söylüyor diye bir ilişkiye başlama " diye öğretmiş oldu...

Yeni yıldan ne bekliyorsun diye sordu bir arkadaşım geçen gün...İlişkiler namına sormuştu bunu çünkü üst üste hayal kırıklığı ve yarı yolda bırakılmışlık ile sonlanan "bir takım tuhaflıklar" yaşanmıştı.

Şu noktada artık ne beklediğimi gerçekten bilmiyorum.İlişkilere -en azından kendi adıma- inanmıyorum...Çıkarların olduğu kadının süs bitkisi olarak algılandığı sadakatsizliğin baş element haline geldiği saygısız ve güvensiz ilişkiler bana bunu öğretti.

Karamsar değilim. Sadece ne yazık ki artık "aşk" olgusunun naifliğini algılayamaycak- ve korkarım ki- yaşayamaycak bir boyuta ve farkındalığa eriştim.İşte buda her şeyi gerçeklikten çıkarıp mantığa dönüştürüyor evliliği bile "çocuk yapmak istersem evlenirim" boyutuna taşıyor...

sonuna kadar okur musunuz bu yazıyı bilmiyorum...Ama böyle hisseden sadece ben olamam...

Çok şikayet ettiğim sosyal medyanın hayatımıza girişi herkesin fazlasıyla ulaşılır ve kolay oluşu flörtleşmenin sınırının olmadığı bir düzen haline geldi..Sadakati aşkı kaybediyoruz insanlığımıızı kaybediyoruz.

Sadece işine gücüne odaklı yaşamdan zevk almayı bilmeyen kazandığı parayı harcayamayacak kadar yoğun insanlar yumağı...

Üzgünüm ilişkileriniz sahte!

Üzgünüm artık verilen bir demet papatya kadar pürü pak bir sayfa yok önümüzde...
başkalarının kalıntılarını izlerini silmeye çalışacağınız belki de ömür boyu mücadele etmek zorunda kaldığınız yabancılarla merhaba diyeceksiniz yeni doğan günün rengine...Ve belki de o yabancı adam/kadın ayna da gördüğünüz aksiniz olacak...

Vazgeçtim.Bugün karamsarım.Hergün mutlu olamaıyorum.Olmak zorunda da değilim galiba!

Aşk Bir yerlerde birileri için mümkün..

Aşkı yakalamışlar sarılsınlar tüm ilmeklerine... Olmuyorsa da bıraksınlar okyanusun en dibine...








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥