Pages

27 Aralık 2015

4 Olasılıklar...

Yeni birine dönüştükten sonra mı-dönüşebilme ihtimali var mı ki peki bu bir yanılsama mı- yoksa o çok mühim nefesimizi tuttuğumuz anlarda mı aklımızdan geçiyor tüm bu olasılıklı tümceler...

Mutluluk hayaller hüzün kaybettiklerimiz kazançlarımız başarısızlıklarımız insan olabildiğimiz anlar kendimizi aradığımız yollar bizi biz yapan her şey ve bizi bizden eden her an olasılıklar evreninin 365 gün 6 saat artımlı kısmının  sonuna getirdi bir kez daha.





kafamın çok karışık olduğu bir yazı daha böyle yazılıyor işte bu gece. yazdığımız kötü hikayeler, bir gün daha büyüleyici daha parlak olabilir ama aslolan sahici olduğunda ki sihir ve parmak uçlarınızdaki anlık uyuşma hissi.

"Çok sev çok dua et çok çalış en çok kendin ol
en az kendisini sevmeyenlere kız
enlerini kendin yarat
her günün -en- olsun
daha çok yardım et paylaş
daha çok gülümse 
daha çok deme her şeyde de
az da çoktur
uzaktan bakmayı dene"


Permütasyon ve kombinasyon hesaplarına girmeden hayatı yaşamak!
Muhtemel olmayanlara cesaret edebilmek!
ve her birinin sorumluluğunu almak!
Rutini kırmak!
daha çok gülmek!
Daha çok mutlu etmek!
2016'nın yeni kodları olsun!



Her zaman kitap insanıydım oysa ki...
Bu yazıyı bana yıllar önce izleyip çok sevdiğim Ferzan Özpetek'in  "Karşı Pencere" filminde çalan şarkı yazdırdı sanırım(!)
Her şeyin ortaya çıktığını düşündüğünüz o an şarkı girer fondan, sonradan ayrımsarsınız tüm anladıklarınız koca bir yanılsamadan ibaret belki eksik parça parça ve bütünlenmeye hasret ışığını bulacağı kilit atomcuğa odaklanmış...
Her zaman ki gibi şarkı yazının sonuna eklendi.

ps: izlemeyenler koşarak filmi izlemeye gitsinler!



çokça ilham aldım 2015'de ...
Bütün yol gösterici akıl hocalarıma, hayatımda ki tüm ilham ışıklarına, dünden bugüne küçük hikayelerimi sevenlere, onlardan nefret edenlere, fazla romantik ve acemi bulanlara, eğer varsa yeteneğimi(?) işlenmemiş kabul edenlere ama yine de okumaya değer bulan herkese teşekkür ederim...




 Favori şarkılarımdan biri sizin için geliyor:



                                                        

Herkese şahane bir hafta diliyorum!2015'in son pazartesi sabahına bu buğulu şarkılar kadar masalsı ve aşk dolu uyanın!

Hepinizi kocaman sevdiğimi bildiğinizi biliyorum!


24 Aralık 2015

2 Haftanın Kitap Önerileri

Herkese Selam!

Umarım haftanız güzel geçiyordur.
Benim haftam çokça uyuşuk yorgun ve asalak geçiyor.Uzun yazılarımı bir süre daha ertelemek durumundayım çünkü ben böyle uyuşuk kedi kıvamında, ev botum, sünmüş kırmızı kazağım ve çirkinlikte çığır açmış adeta cennet mahallesinde ki hanım ablaların şalvarından hallice olan polar pijamamla(!) gözlerim şiş şiş  gezerken işlerim hep yarım kalıyor(du).

Geçmiş zaman eki ekledim çünkü yeni düzenlemelere gitmeye karar verdim.Şimdilik yeni kurallarımla aram iyi görünüyor.Bir ara sizlerle de paylaşacağım çünkü bu hepimizde var olan " çok meşgulüm! yetişemiyorum!" stresini azaltmanın yollarını bir şekilde bulmamız gerekiyor.Sanki o zaman aslında çok da meşgul olmadığımızı sadece zamanı yeterince iyi kullanamadığımızı fark edeceğiz(!) Yani umarım öyledir...

 Haftanın son gününe bir kala, son günlerin biten kitaplarını kütüphane raflarına yollamadan önce sizlerle paylaşmak istedim.








İlki İletişim Yayınlarından Atilla Eralp'in derlemesiyle bizlere ulaşan Devlet ve Ötesi 288 sayfa.Adında anlaşılacağı üzere Uluslarası İlişkiler normlarına giriş niteliğinde olan bir yapıt.
 çok değerli akademisyenlerin bu alanda hiç bir bilgisi olmayan bireylere bile kolayca ufuk açacağı bir eser olması ve farklı bakış açılarının bir arada bulunuyor oluşu ile kesinlikle okunası.
Özellikle üniversite sınavına gireceklere, Siyaset Bilimi ve Uluslarası ilişkiler Uluslarası Para politikaları ve Ekonomi-Politik alanlarına ilgi duyanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
D&R ' da bulmak zor, Dost Kitap evlerinde bulabilirsiniz.




İkinci Kitap ünlü ABD'li yazar Paul Auster'in, çok da bilinmeyen ufak bir hikaye kitabı.
Kitapta birbirinden farklı hikayelerin ortak noktası tesadüflerin yaşamımızda ki yeri
ama yine de bu minik hikayeleri sevmemin asıl sebebi her birinin yazarın kendisinin ya da yakınlarının gerçek hayat hikayelerinden oluşuyor olması.
Can Yayınlarından çıkan kitap 78 sayfa.


Son olarak bir dönem oldukça popüler olan Marquez'in Kırmızı Pazartesi kitabı yine Can Yayınlarından bizlere ulaşıyor ve yalnızca 107 sayfacık.
Oldukça ilgi çekici bir eser olduğunu belirtmeme gerek var mı bilmiyorum.Ürkütücü bir cinayetle başlayan kitabın satır aralarını okumaya başardığınızda çok farklı ayrıntılarla yazarın eşsiz üslubuna eşlik ediyor olacaksınız.



En üstte gözünüze çarpan minnak ajanda ise kendime 2016 hediyem=)
Yılın her gününü eski Yunan ve Roma takvimi ile birlikte kısacık  mitolojilerle açıklıyor.
Meraklılarına duyurulurrrrrrr!!!




Yazının başında bahsettiğim durumlara gönderme yapan bir alıntıyı tatlı ajandadan alıntılıyorum buraya:
"Kimsenin işi gücü yok, ama herkeste bir işte...
işsiz güçsüz kimse yok.
Dağı,önce yeryüzüne mıh yaptı da sonra
yerin yüzünü deniz sularıyla yıkadı.
Yeryüzü öküzün üstüne yerleşti...
Öküz balığın,balık da havanın üstünde!
Hava ne üstünde?
Şu halde her şey bir hiçten ibaret...
Bu kıvranmalar, bu didinmeler ancak bir hiç!"

Mantıku't Tayr





Bir de bu aralar çokça dinlediğim bir şarkıyı ekler kaçarım!Müziğine hastayım!
The Divine Comedy'den geliyor:







Hepinizi Kocaman Seviyorum!

22 Aralık 2015

0 İlişkiniz Ne kadar Gerçek?(!)

İyi geceler Blogosferin güzel insanları...

Ankara havası donduruculuktan ayaza ayazdan sise güneşsiz sabahlara dönüşmüş durumdayken bende ki duygu yoğunluğuda taşma eğiliminde...

Uyarıyorum bu yazı oldukça samimi olacak...

Başlık tümüyle açıklayıcı aslında konumuz kadın erkek ilişkileri...

Yaşın ilerlemesi ile birlikte herkesin kafasında "doğru insanı asla bulamayacak mıyım acaba" sorusu yükselir.

Doğru insan kimdir kime denir?
ruh eşi var mıdır yoksa safsata mıdır?
Mantık ilşkisi mi saplantılı bağlılık mı yoksa saf aşk mı
hangisi mümkün?

Yoksa hiç biri mümkün değil mi?

bir dakika baştan alıyorum...

yaş 18. gözler daha açılmamış aşk sandığım bir adama feci tutuldum.şuan görünüp kaybolan imlece bakıyorum çünkü bir anlığına o günlere gittim...

Gerçekleri bilmemek bazen sahiden de daha iyiymiş dedirten bir adama aşık olduğumu sandım.
çok acı çektim benliğimden çıktım.47 kiloya kadar düştüm(ahhah şuan 50 kiloyum çok da bir şey değişmemiş=) aldatıldım kandım düştüm.tam olarak DÜŞTÜM. okadar çok dayak yedim ki kendimi kaldırmaya zorladığım da bambaşka biriydim...bunları yazarken hala gözlerim doluyor Çünkü aşk kadar özel bambaşka bir duyguyu bu kadar acıyla yoksunlukla hatta sevilmemişlik hissi ile anlatmak aşkın karanlık tarafının ağır basmasından...

Hayatta tabi ki çok daha büyük acılar var ama biten ilişkilerin ardından da yas tutma sürecine girdiğimiz bilinen bir gerçek...

yapı gereği her türlü duyguyu yoğun yaşıyorum ama her zaman mantıklı tarafımda tam uçurumun kenarından yuvarlanacakken parmağımın ucundan da olsa yakalıyor beni...

Her neyse...O dönem güzel birkaç arkadaşlık edindim iyileşmeye başlamamda büyük etkileri var ve hepsi eğer bugün burayı okuyorlarsa kendilerini çok iyi biliyorlar...

yıllarca hayatımı kimseyi alamadım görüştüğüm beni tanımak isteyenlere fırsat verdiğim zamanlar oldu ama bunlar da çok başarısız denemeler olarak sonuçlandı...

İnsanın 18 in de aşkı sindiriş biçimi ile 20 lerde ki hali çok daha başka oluyormuş bunu anladım...

Aradan 2 yıl geçtikten sonra hayatıma yine kendimden oldukça farklı bir karakterde biri girdi.Güvensizliğimi kırılmışlığımı dindireceğine söz vererek yaşadığım her şeyi bilerek üstüme sinen tüm yalnızlığı kırgınlığı hüzünü silmeye söz vererek geldi...

Ama oda keşke gelmeseydi dedirtti.Yanlış seçimler yaptığımı kabul ediyorum.Netice de bunu kabul etmek görmek ve ona göre hayatınıza yeniden bakmak gerek.

Aşık olduğumu sandığım adamın peşinden gitmeyi denediğim de " seni sevmeyen bir adama kapılmamalısın " dedi tecrübelerim.

Beni sevdiğine inandırmak için Yıllarca yamacımdan ayrılmayan biri ise"  Sırf biri seni sevdiğini söylüyor diye bir ilişkiye başlama " diye öğretmiş oldu...

Yeni yıldan ne bekliyorsun diye sordu bir arkadaşım geçen gün...İlişkiler namına sormuştu bunu çünkü üst üste hayal kırıklığı ve yarı yolda bırakılmışlık ile sonlanan "bir takım tuhaflıklar" yaşanmıştı.

Şu noktada artık ne beklediğimi gerçekten bilmiyorum.İlişkilere -en azından kendi adıma- inanmıyorum...Çıkarların olduğu kadının süs bitkisi olarak algılandığı sadakatsizliğin baş element haline geldiği saygısız ve güvensiz ilişkiler bana bunu öğretti.

Karamsar değilim. Sadece ne yazık ki artık "aşk" olgusunun naifliğini algılayamaycak- ve korkarım ki- yaşayamaycak bir boyuta ve farkındalığa eriştim.İşte buda her şeyi gerçeklikten çıkarıp mantığa dönüştürüyor evliliği bile "çocuk yapmak istersem evlenirim" boyutuna taşıyor...

sonuna kadar okur musunuz bu yazıyı bilmiyorum...Ama böyle hisseden sadece ben olamam...

Çok şikayet ettiğim sosyal medyanın hayatımıza girişi herkesin fazlasıyla ulaşılır ve kolay oluşu flörtleşmenin sınırının olmadığı bir düzen haline geldi..Sadakati aşkı kaybediyoruz insanlığımıızı kaybediyoruz.

Sadece işine gücüne odaklı yaşamdan zevk almayı bilmeyen kazandığı parayı harcayamayacak kadar yoğun insanlar yumağı...

Üzgünüm ilişkileriniz sahte!

Üzgünüm artık verilen bir demet papatya kadar pürü pak bir sayfa yok önümüzde...
başkalarının kalıntılarını izlerini silmeye çalışacağınız belki de ömür boyu mücadele etmek zorunda kaldığınız yabancılarla merhaba diyeceksiniz yeni doğan günün rengine...Ve belki de o yabancı adam/kadın ayna da gördüğünüz aksiniz olacak...

Vazgeçtim.Bugün karamsarım.Hergün mutlu olamaıyorum.Olmak zorunda da değilim galiba!

Aşk Bir yerlerde birileri için mümkün..

Aşkı yakalamışlar sarılsınlar tüm ilmeklerine... Olmuyorsa da bıraksınlar okyanusun en dibine...








16 Aralık 2015

0 ÇOK SEVİYORUM SENİ

Çok seviyorum seni

Sırf sende seviyorsun diye değil

Belki de sevmiyorsundur kim bilir

Sevebilmende ki olasılık

Yeterli geliyor nede olsa

Sana bakınca benim kafa hep alık

Shakespeare sever miydin

Nerede kaldı Süreyya

Bundan böyledir artık

Cümleler 3 kelime

Anlam ziyadesiyle yavan

Çok seviyorum ama diye başlar

Bencilliğim kadar sevemem diye anlamlanır.

Sağdan okursan beni

Kalbi göremezsin kaçırdığın sendeki

Bütünlüğün anlamıdır sol yanımda ki izi.

Bu gece de yazdım böyle

Nasılsa erişemezsin bendeki sihre

E ozaman kal sende

Hep böyle kimsesizce.

En içten dualar

En makbul olanıdır balım

En yalın hal  
                                   
En gerçek ben demek


Süslü sözlere ne hacet!

Yine yazdım sana

Sen gene kayıp

Bundan böyle arama

yoktur sana vefalık!





#coconungeceyarisimirildanmalari






2 UKALA DÜMBELEKLERİ





Selam!

Ankara da hava buz resmen donuyoruz...Pamuk gibi bir kar bekliyoruz buralara...

Çok hızlı bir post yapıp hemen işlerime dönmek zorundayım.Halbuki yazmak istediğim çok şey var!boşluk anımda her birini paylaşacağım elbette.

yazımın başlığından anladığınız üzere bugünün konusu Ukala sinir bozucu insanlar...

İlkokul yıllarında çok çok sevdiğim bir kız arkadaşım vardı.iyi bir aileden geliyordu ama mütevazi ve tatlı bir insandı.kendisinin mütevaziliğine karşın annesinin kimseyi beğenmez bir tavrı vardı nitekim benden de hoşlanmazdı.Çok sonra öğrendim ki -altıncı hisler yanılmıyor- benden gerçektende haz etmiyormuş...

Yıllar sonra, lise sondayken bir güm arkadaşımın evine gittiğim de tam evden çıkacakken annesinin gelmesiyle bir müddet daha oturmak durumunda kaldım.Arkadaşım odasına gittiğinde ise annesi bir anda 

"ne okuyacaksın"
"ne olacaksın"
"matematiğin iyi mi"
"trigonometriden anlıyor musun?"

gibi sorular sormaya başladı.İlgili olması beni çok mutlu etti ve söylediklerine cevap vermeye başladım.Sonra durup

"sen bu saydığın mesleklerin ne yaptığını bile bilmiyorsundur.Ne istediğinde belli değil.Benim kızım Hukukçu olacak!"dedi

hiç bir zaman hazır cevap biri olamadığım için bu sözcükleri duyduğumda tepkisiz kalmayı tercih ettim.
Ama o gün ne kadar üzüldüğümü çok iyi hatırlıyorum.

Hayatımızın her anında iş de okul da belki kendi ailemizin için de bile ukala, yargılayıcı, alaycı tümcelerle karşılaşıyoruz...

Hatalı olan bu sözleri sarf edenler değil, aksine söylenen sözlere kanıp yolundan sapanlar da...

İnsanlar her zaman bir şeyler söyleyecek..Bazen yolunuzdan da alıkoyacaklar buna izin vermemek lazım.

Kişilerin ne dediklerinden çok kendi yapmak istediklerime odaklandığımdan beri daha mutlu bir insan haline geldim.

Bırakın konuşsunlar!

Duymayın!
Dinlemeyin!
Önemsemeyin!
Vızıldayıp giderler!


Tam ders çalışmalık süper bir şarkı daha ekliyorum!Umarım seversiniz=)




Haftanın tam ortasında hepinize benden kocaman bir çilekli pasta gelsin!
Hepinizi kocaman seviyorum!






11 Aralık 2015

0 İMDAAAAAAAAAT!YETİŞEMİYORUM!!!!



Son bir kaç haftadır  tırmanışta olan iç sesimin isyan bayrağı bu hafta iyice yükselmiş bulunuyor.Öyle ki artık sinir bozukluğundan bilgisayar başında raporun karşısında kendi kendime gülmeye başlamışım...
Yoğunluğun içinde yapmam gereken işlere odaklı olduğum halde işlerim istediğim sürede ASLA yetişmiyor!

İnanılmaz bir dağınıklık içerisindeyim...Dolabım masam odam asıl önemlisi kafam dağınık kafam!!!

Hah işte belki de tüm bu toparlayamayışın sebebi bu kafamda kurulu olan sosyete pazarından kaynaklıdır...

Dışarıda harika kadınlar görüyorum.işe gidiyorlar çocuklarını okuldan alıyorlar akşamları harika sofralar kurarken sevdiklere adama yorgun olduklarını bir gram hissettirmeden seksi kalabiliyorlar..dahası kankalarına zaman ayırıp gönüllerince coşup eğleniyor hunharca spor yapıp alışverişte ki indirimleri kovalıyorlar!

Ben?

şu ara hiç bir şeyi doğru düzgün yapamıyorum.
Aslında zaman zaman hepimiz bu hisse kapılıyoruz...

"yapamayacak mıyım acaba"

"belki de yanlış bölüm de okuyorum"

"yanlış işi mi seçtim acaba sektör mü değiştirsem"

"ilişkimde mutsuz muyum"


Asıl önemlisi ben kimim nereye gidiyorum...

Çok yorgunum bu hafta.En çok da kendimi anlatamayıştan...

Belki de yukarıda bahsettiğim kadınlardan olmak zorunda da değilizdir?!




Neyse artık böyle tuhaf yazıya tuhaf da bir şarkı iliştireyim bari....Bu sefer ki absürt melodi çok sevdiğim birinin hediye ettiği bir albümden geliyor...sevecek misiniz bakalım...







hepinizi kocaman seviyorum