Pages

27 Kasım 2015

4 UMUT ÇOK YAKIN




 27 Ekim gecesi 1:50 suları, yer Ankara...


Ardı ardına gelen silah sesleri.. 45 dakika boyunca susmayan, bazen yakınlaşıp bazen kaybolan sesler...



Kalktım yatağımdan...Ağlıyorum...Yitirdiklerimize, geldiğimiz şu hale, bize ağlıyorum kaybettiğimiz insanlığa...Zihnime Gezi olaylarında yerde sürüklenen gençler geliyor, başından vurulan günahsız masumlar...Bir değil, iki değil hangi birinin adını yazsam gücenir kalanı...Melek oldular diyorum avunuyorum...



Ardından Soma geliyor aklıma aklıma..."Ayakkabılarımı çıkarayım sedye kirlenmesin" diyen Maden işçisi dimağım da...Bir sedye örtüsü kadar değerli hissetiremeyişimize yanıyorum...Yitip giden canlar mı? Gerekli kanunlar ve denetimler gelmedikçe, biz insanı en büyük servet olarak görmedikçe kaybettiğimiz o kadar can son olmayacak biliyorum...



Silah sesleri yoğunlaştıkça kalbimin gürültüsü Ankara'da -evimiz de- vuku bulan  terör saldırısını hayalime getiriyor...Ne kadar çok acı...




Silah sesleri kesildi...yatağıma geri dönmedim...Uyumak mümküniyet sınırların da değildi, bu yazıyı yazıyorum...



Hepimizin böyle hissettiğini biliyorum.Acıları yarıştırmak olur mu? Olmazdı.Olmamalıydı...Her bir acı bir diğerine müsavi idi...



.....





Sabaha karşı ezilmiş. sıkışıp kalmış bir hüzün ve umutsuzlukla yazdım üstteki satırları...

Okula gittim.Ders dinler gibi yaptım robotlaşmış bir şuursuzlukla...Bilinç kapalı, donuk, saydamlık tezahür etmiş her duyguya.Umutsuzluğa çeyrek kala...



Soğuk gri Ankara'm da 2 çocukla karşılaşmak uyandırdı hücrelerimi ve inandım yine masumluğa...



Biri hasta gibi sanki mavileri sararmış yüzünde boncuk boncuk bakıyor nefesi güç alıyor...Eğildi yere , sanki kalkamayacak...Orta yaşlarda bir anne koştu kaldırdı...Öğrendik ki şeker hastasıymış uzun süre yememiş, içmemiş, eve gidecekmiş...



Bir şeyler yedirdik, su içirdik...-dik eki kullanıyorum lakin, aslında her şey o annenin kanatları altında zuhur etti...Öyle sevdi, öyle sarıp sarmaladı, öyle bir şefkatle baktı ki çocuğun mavilikleri solmuş gözlerine..."Sen git kızım ben eve kadar götürürüm bu çocuğu" dedi.

"peki" dedim...




Yolum eve varmaya pek yakınken, bu kez yolumdan minik bir köpek döndürdü.O an fark ettim ki yavru köpeğin sevimliliği ile günü bölünen benden önce,ruhu mücerred bir çocuk(!) hemen yanında genişçe çuval geçirilmiş bir el arabası...Mesaisi uzun sokaklar da, soğuk Ankara'da yolu yine ekmek parası...




Çocuk mu ki bu bilmem...Elleri nasıl öyle simsiyah ve soğuktan çatırdamış!Yalnız elleri mi ki çatırdayan!

Ona olan ilgimin hayretinde ki  minnettar gülüşü...





Köpekle oynadık bir süre, çantamda ki çikolatayı paylaştık .Gülümsedi bir kez daha...Çocuk olmayı denedik birlikte!



 İnandım ben de ona... Her şeye rağmen Dünya güzel bir yer olabilirdi...ve "bizler" bir gün iyi insanlar olabilirdik....



Umut hep çok yakın...Yitirdiklerimizin yanında, elimizdekileri hatırlıyorum...Bizi biz yapan herşeyi çok seviyorum ve sevginin iyileştirici gücüne her şeyden çok inanıyorum...Siz de inanın "güzel günler göreceğiz!"






Haftanın şarkısı Küçük Prens tutkunlarına, hayata Küçük Prens'in gözlerinden bakmayı sevenlere ve tüm umut arayanlara gelsin...




4 yorum:

  1. Aynı hisleri paylaşmak güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acı ama güzel herşeye rağmen anlayabilmek

      Sil
  2. off içim acısı okkurken. :( :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mia'm hayat böyle işte acı ve mutluluk iç içe:/

      Teşekkürler yorumun için seviliyorsun!

      Sil

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥