Pages

19 Ekim 2015

2 "U DÖNÜŞÜ NEREDENDİ?"

Havalar soğudukça Ankara'nın sonbahar ruhu bende tuhaf hallenmelere sebep oluyor.böyle bir tefekkür hali bir uzaklara hülyalı bakışlar melûl melûl ah çekmeler...bir dakika baya baya yalancıyım şuan.Yok öyle bir şey.Bu Ankara alaycı şekilde güneşli ve keyifli.geceleri bile çok ısırmıyor havası.

Yine ne olduysa bu ara astrologların yumurtladığı gibi artık Merkür mü geriliyor diğer gezegenlerle kafa göz girişmiş durumda mı bilmiyorum umurum da değil aklıma Elif Şafak'ın "birbirlerine ilk sordukları soru burcun ne olan sığ kadın" betimlemesi gelince saniyesinde vazgeçiyorum bu muhabbetten.hop burada da duralım.Kime göre neye göre diyeceğim.böyle kalıplarla çok sinir bozucusunuz çünkü.

Yazının başlığı neden bu kadar samimi bilmiyorum.kafamda ki olayın tezahürüne hala girizgah yazamamışken "ne diyorsun Allah aşkına " diyecek kadar okurum vardır umarım...



İlk aşk olayını betimleyen sevimli sıkıcı ve klişe filmlerden birinin tv'de bilmem kaçıncı tekrarına denk gelmişken(bu arada filmin adını bir türlü çıkaramıyorum hatırlayınca editlerim.) benimde kafa gitti tabi.

Önce dedim " bir dakka Coco kızım kimdi ilk aşkın ya acaba?Ana sınfında ki sümüklü sümsük Sercan'mı(kendini kız sandığını ileriki yıllarda anlayıp kahroldum orası ayrı:) yok o değildi.E aşk duvara yapışıp yerden kazınmak mıydı ya sadece acı çekmek üzerine kurgulanmış adeta 90 dakikalık bayık Türk dizisi formatında?Yok be değildi.

Yalnız ciddi ciddi itiraf edemiyorum bilinçaltım bile oyunlarda.Aşkın yalın bir dram hali olmadığını ayrımsayınca ilk sevdaluk durumumun bir "isimsiz"'e olduğunu çaktım.Bura da mübalağa etmiyorum baya baya sonradan anladım " Aaa aşıkmışım lan ben bu çocuğa" şeklinde oldu. Şimdi yazınca öyle sevimli filan geliyor olabilir ama aslında değil Hayır gözünüzün önüne de Bridget Jones ablaklığı gelmesin yok öle bişi.

İsimsizliğinin de bahis konusu olması anlam derinliğinde gizli.Aradan seneler geçti ben bu ilk aşk dımdımıyla hiç konuşmadım.O akşam ayrıldık sarıldık vedalaştık adeta bir "Çılgın Kalabalıktan Uzakta" film sahnesi tadın da mağrur ama gururlu bir genç kadın edasıyla aşık olduğum adama "aşığım seviyorum ulen!"diyemedim.(soğuk su??)

Fazlasıyla karmaşık ve hüzünlü bir başlangıca hazır değildik aynı zamanda cesaretsizdik.İnsan sanıyor ki karşıda ki bir adım atmayınca bu sadece onun cesaretsizliği ya da kafa karışıklığı.Halbuki bu karmakarışıklık da ortak.O akşam verdiğim karardan hiç bir zaman pişman olmadım.Hala da değilim.tek pişmanlığım özgürlüğün kısıtlanış anında ki huzursuz fikirleri zamanın da bastıramamış olmak.

hidrojen ile ilgili görsel sonucuŞartlar ne olursa olsun söz konusu aşk olunca hislerini dile getirebilme şansını kendine vermeli mi ruh sizce?yüreğinizde ki adrenalinin dokusuna alışıverince, daha fazlasını istemeniz gerekirken isteyemiyorsunuz.İstemeli miydiniz?Hayır.Aşkı dillendirebilme özgürlüğü, yaşam temeliniz havayla buluşunca hidrojen etkisi yaratabilir.

Şimdi Soru şu:

Aşkı incitmeyi mi seçmeli, aşkı aşka sarıp kalbinizle mi yetinmeli?

Mesele egosalsa -ki aşk egosal da bir durum aslında- baya yanlış gelmişiz demektir.

"U dönüşü neredendi?"


2 yorum:

  1. Canimmmmmmmmmmm,! Ne çok sevindim beğenmene! Çok teşekkür ederim yorumun icin

    YanıtlaSil

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥