Pages

11 Temmuz 2015

0 MERAKINIZ UYANSIN:YAZICI BARTLEBY





Bundan böyle kitap tanıtımlarımı kitapların üzerine yazdığım kimi zaman satirik kimi zaman realist kimi zaman ise ütopik olarak ele aldığım yazılar eşliğinde yapacağım.Bu sefer ki tercihim İletişim Yayınları'ndan çıkan Katip Bartleby isimli oldukça kısa ama bir okadar da düşündürücü alışılmışın dışında bir hikaye.öyleki çat diye hüzünlü bir şekilde bitivermesi ve hikayenin baş kahramanının ağır karakteri altında ezilirken ufak çaplı bir şok yaşıyorsunuz."Okunası mı?" diye sorarsanız "kesinlikle!" derim.


Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır”

                                                                                             Paul Valery



Uzun zaman oldu en son mektubunun mürekkebi okunalı… Şimdi sana nasıl sesleneceğimi bilemiyorum. Çok Sayın avukat mı demeliyim? Eski dostum pek bir manidar mı olur! Kafam çok karışık görüyorsun, o yüzden bir başlığı olmayacak bu mektubun. Kızgınım sana Herman Melville! Çok kızgınım bilesin…

Beyaz Balina’nın peşinden gittiğin adalar da ne oldu sana diye soracağımı sanmıyorsundur herhalde! Yahu sen değil miydin sembolizmin en baba yiğidi! bune şimdi yapılır mı bu bana! Hem de oturup konuşmuşken 29 numara da* uzun uzadıya…

Çokça eminim aslında sessizliğin merakından değil, mazimizde ki dostluktan hiç değil, diyeceklerimi kestirecek denli zeki olmandan. Tamam öyleyse. Mademki bu kadar açıkça gireceğiz söze aklımın ve tümcelerimin kimliğini keskinleştirdim bilesin.

Nedir azizim bu “adam sen de”’ci halin… Sen farkında değilsin şimdi kök birandan aldığın köpüklü höpürtüler eşliğinde mürekkebine dadanmışsındır! Ama ben sözümü sakınmayacağım orada anlaşalım. Ya da anlaşmasak da bu mektubun üzerine hiçbir şey yapmamanı tercih ederim!
Yüzünde beliren aydınlanmanın sebebi belli Evet, bu bir gülümseme!“tercih etmemek” göndermesi amacına ulaşmış görünüyor tahmin ettiğim gibi…konumuz Bartleby meselesi… Kızgınlığımın sebebini yazımın sonunda aktaracağım fakat önce sana yarattığın bu karakterin kimleri neleri etkilediğini aslında isimlendirdiğini anlatacağım. Belki de hiç tanımadığın kitaplardan bahis açacağım.

1938’lerde Fransızlar bir çocuk çığırtkanlığıyla yazarlarının bir kısmını varoluşçuluğun modern ilahları olarak atadıklarında senden pek söz açılmadı üzgünüm… Kâtip Bartleby meselesini çok sonra okuduğumda Sartre’ın Bulantı’sı o çok sevdiğin Shakspeare romanlarında ki başkarakterler gibi mağrur ve en tepede duruyordu zihnimde heybetlice… Bartleby bir bulantı meselesi dostum aç oku sen de anlayacaksın zavallı Bartleby’in aslında Nuh’un gemisinin tepesinde konakladığı Ağrı Dağı kadar dik olduğunu ve bizim acınacak denli sıradanlaştığımızı… Eğer bu hikâyede varoluşçuluğun izlerini süreceksem nasıl söyleyebilirim varoluşçuluğun hümanist bir hareket olduğunu? Kafamın karışıklığı giderek artıyor… Bartleby Hiççilikten geliyor olabilirdi belki de alegori sevdanın kurbanı olmuştum yine… Bartleby bir simgeydi kuşkusuz gerçeklik ile gerçeklik dışı arasında gidip gelen, ilk ölüm orucuna yatan hikâye kahramanım o benim! Cesaretsiz, dirayetsiz, modernizmin kuklaları gibi hissettirmeyi başarmış olabilirsin ama asıl kızgınlığımın sebebi başka…

 Yazarken mürekkebin bitmiş olmalı veyahut çok çetin bir tartışmanın ortasına atılıvermiştin histerik nöbetinde miydin? Açılan pencerenin pervazından giren temiz hava mı sersemletmişti seni? Ne oldu da “Kalakaldık muallâkta hikâyenin sonunda!” derken biranda karar değiştirip -masanın çekmecesinden yeni mürekkep bulunmuş olabilir, tartışma başlamadan sonlanmıştır kim bilir, nazik eşin müsterih hanımefendi pencereyi kapayıvermiştir belki- okuyana düşünme imkânı vermeden her şeyi olmasa da pek birçok şeyi açıklığa kavuşturdun? Biliyor musun senden sonra sevgili Albert(Fransız dostum Albert Camus elbette) “yabancı” diye bir hikâyenin peşinden sürükledi beni… Kayıtsız tutumuyla Bartleby’i buldum satırlarında… Şimdi daha da kızgınım sana izin vermediğin için düş dünyamın bahçelerinde salınmaya. O yüzdendir ki, bu haksız sıfatı yüklenmeyi hiç hak etmese de bundan böyle Bartleby ters bir kopyadan ötesi olmayacak benim mürekkep izimde.
                                                                                             



*iletişim yayınlarından Murat Belge’nin çevirisi ile çıkan hikâye de geçen adresler de kapı numaralarının eksikliğine atıfta bulunmayı görev edinmişsem de metnin orijinalini edinemediğim için yazarın kapı numarası verip vermediğinden de emin değilim. Yine de kendisinin 29 numara da oturmaktan keyif aldığına eminim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

♥♥♥her düşünce değerli bizim için ♥♥♥