Pages

10 Ağustos 2017

0 Bir Gün


Kapı çalınacak bir gün
Elinde kitaplarla gireceksin içeri
"Kahvem nerede, acıktım!"

Karşımda oturacaksın bir gün
Yüzüme bakmadan gözünün ucuyla düşüme düşerken
"Özledim!"

Yola çıkacaksın bir gün
Kaybolurken yeni bir rıhtıma doğru uzayan yol da
"Elini bulamıyorum, bırakma!"

Yanıma kıvrılıvereceksin bir gün küf kokan resimlerin arasında
Ellerim saçlarındayken uykunda
"Kalamam seninle!"

Geldiğin yerde bulamayacaksın bir gün
Aramaya da yeltenmeyeceksin
"Ruhundan öptüm."


Bu da şarkı:

5 Ağustos 2017

0 Benim Adım Kırmızı


Masanın üzerinde açılmayı bekleyen bir şişe şarap
Fonda I will survive çalıyor
Üzerimde boyundan bağlı sırtı açık uçmaya hazır bir elbise
Rengi beyaz
Saçlarım bu kez istediğin kadar siyah
Gece hiç olmadığı kadar karanlık
Fırında balık olması gerekirdi
Ama taze fasulye var
Masanın üzerinde açılmayı bekleyen şarap dururken
Ben daha içemeden hiç teninden
Her yer kırmızı
Belki eşlik edersin korkmazsan ellerin belimdeyken
Müzik değişir  ritim değişir
Biliyorum bu gece de gelmeyeceksin
Şarap bekleyecek
Ben Bekleyeceğim
Gün geçmeyecek
Sen beni yine görmeyeceksin
Ne kadar iyi dans ettiğimi asla bilemeyeceksin...
Çiçekler çöpte
Ayakkabılarım sıkıyor
Çıplak ayak dans ediyorum boşlukta

Sen gelmiyorsun...
Anladım
Hiç sevmiyorsun
Sanane gece kokulu saçlarımdan
Sanane gönül kırıklarımdan
Sanane gün nasıl geçermiş sen ben olmadan...

Bitti.
Artık her şey çok daha kırmızı.


 Bu da Şarkı:


Not: Fotoğraflarımı yıllardır çekmekten bıkmayan Zuzu'ya teşekkürler!

31 Temmuz 2017

0 İyi Yanı

Herkesin kendine has yetenekleri vardır. Bazılarımız çok uyumlu çok barışçıl, bütünleştirici, kimimiz empatik, öngörülü, iyi bir hatip, başarılı bir organizatör vs vs vs...

Ben bütün bu insanı özellikleri-kimisinde daha çok bulunan kimisinde esamesi okunmayan- geliştirilebilen bir yetenek olarak görürüm. Dans ederken uzun çalışma saatleri sonrası Natali'ye " Natali yapamıyorum!" diye mızmızlandığım da "Tatlım yürüyebiliyorsun öyle değil mi? O halde bu hareketi de yapabilirsin." derdi. Çok saçma olduğunu düşünürdüm bunun! Onun gibi dönemiyordum işte! Ciguli dönüşü oluyordu benimkiler, Natali bir kuğuydu! Sonra demek istediğini biraz anladım, zamanla yavaş yavaş aynı hareketi yapmayı başardım fakat tekniği aynı olsa bile kendimden kattığım farklılıklarla lezzetlendiğini değerlendiğini gördüm...


Birkaç sene önce Üniversite'de İngilizce derslerimize giren bir kadın hoca vardı. Soğuk denemez ama çok da samimi ve yakınlık kuran bir hoca olduğunu söyleyemem. Hatta ilk zamanlar biraz gıcık olduğunu bile düşünmüştüm. Aylar geçti bir gün dersin sona ermesiyle herkes sınıftan çıktı. Ben sınıftan hep en son çıkarım. Zor hazırlanırım, her birini ayrı yere koyduğum kitaplar, kalemler ıvır zıvırlarım üç yüz kat giydiğim hırkalar derken haliyle toparlanmam uzun sürer. Tam kapıdan çıkacakken kendisine iyi olup olmadığını sordum. Şaşırdı çünkü hasta görünmüyordu. Saçı başı, kılığı her zamanki gibiydi. Sonra gidip kendisine sarıldım.

"Siz çok iyi bir hocasınız. Sizi çok seviyoruz. Sakın üzülmeyin." dedim.

Müthiş bir şaşkınlık içerisine düştü. Bir şey duyup duymadığımı sordu. Hiç bir şey duymadığımı söyledim. Ki gerçekten de hiç bir şey duymamıştım. Sadece o an hissettiğim şekilde konuştum. Ben öyle yakınlık gösterince ve bilmeden de olsa empatik tarafımla hissettiklerini hissedince hemen yamacımda ki sıraya oturup her şeyi anlattı. Elini tuttum biraz konuştuk ve gittik. Hemen dışarıdan kendisine kocaman bir buket papatya alıp kendisi odasında yokken masasına bıraktım. Ertesi gün gelip kocaman sarıldı bana, teşekkür etti ve daha önce kulağında görüp çok beğendiğim İtalya'da ki seyahatinden satın aldığı kedili küpeleri bana hediye etti!(her şey o küpeler içindi diye düşünen var mıı?????) Ben de kendisine zürafalı küpemi hediye ettim! Komikti. İkimizde kulaklarımızdan küpelerimizi çıkarıp birbirimize verdik... Sonraları kendisini pek göremedim. Ama hala mutlu olması için dua ettiğim insanlardan biridir ve hediye ettiği küpeleri kullanmaya bile kıyamam...

Bu hikaye de söylemek istediğim şey şu: sevgi samimiyetsiz olunca değersizleşiyor. Karşınızda ki insan kadar empatik biri olmayabilirsiniz veyahut o olmayabilir. Ama ona en azından "niçin böyle tuhaf davrandığını" sormadan ve doğru cevabı almadan kızıp esip gürlemeyin.

Hepimizin farklı yetenekleri olduğu doğru. Tek ortak yeteneğimiz ise sevebilmek... Onun da şekli, şemali, tavrı, içeriği tek tek ayrı ve özel.

Hepinizi seviyorum. Her şeye rağmen iyi ki!


0 Ev Alma Komşu Al

Eskiler doğru demiş "ev almayın, komşu alın!" diye. Bizim sitede 20 yıldır şahit olduğum olayları anlatsam bir Agatha Christie romanı rahatlıkla çıkabilir! Mafya babası, patlayan silahlar, MHP'li vekil ve actionlı hayatı, Rusçu abimiz, Müzisyen tayfa, hukukçu çift ve darp olayları, emekli Albay ve sevgilileri... Bu daha hiç bir şey...

Onca aksiyona rağmen, komşu gibi komşular da var elbet.

Ben yalnızken pek yemek yiyebilen biri olmadığım için gün için de yakınlarımdan şu gibi mesajlar alırım belirli aralıklarla:

"Yemek yedin mi?"
"Meyve seversin sen yemeyi unutma."
"Vitaminlerimizi almak beslenmek lazım."
"Sen bir şey yedin mi? Emin misin?
"Ne Yedin?"

Yan komşum Hüsnoş Abla tanıdığım en harika kadınlardan biri: güçlü, iyi kalpli, çalışkan samimi ve kesinlikle ilham verici. Eşinin iyi bir ekşi sözlük yazarı olması ve sohbetlerimizin keyfi başlı başına olay zaten. En son cümbür cemaat Japonya'ya taşınma konusunda ikna etmeye çalışıyordu beni! Benim kendisini çok sevmemin asıl sebebi yaşadığı onca zor olaya rağmen kalbinin nasırlaşmaması. Sık sık duyarız ya " ben böyle sert acımasız biri oldum ama biliyor musun neler yaşadığımı!"

Hayatta her şeyin tek bir yolu yok...

Aslında cola hiç içmem ve sevmem, şarküteri yemem bilenler bilir. Ama bugün bana kırmızı tabağı ve kareli peçetesiyle ev de yaptığı pizzayı ve cola'yı getirince oturup yedim. Sevdiğim insanların hatırı için yapıyorum böyle şeyler. Hiç yemediğim içli köfteyi yemem gibi mesela. Siz de benim gibi yalnız yaşayan tatlı minik çiroz komşularınıza bir iki tabak bir şey verin. Kedi besler gibi... Sevap point bunlar hep. Valla bak.

Bu da Şarkı:



Not: Bu kez şarkı bana gelsin lütfen! Bu ara çok bir kedi gibiyim!

30 Temmuz 2017

0 Aşka Dair

"Aşk sizi çağırdığı zaman onu izleyin... Yolları zorlu ve dik olsa da.Kanatları sizi sardığı zaman, ona teslim olun. Tüyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da. Hem aşk sizinle konuştuğu zaman ona inanın. Bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de düşlerinizi sesiyle.

Çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi. Hem besler, büyütür hem de budar sizi.

Yücelerinize tırmanıp, okşar sever güneşte titreyen en körpe dallarınızı. Derken inip köklerinize, sarsar toprağa sıkı sıkıya tutunuşlarını

Mısır demetleri gibi derer sizi aşk. Harman yerinde dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yumuşayana kadar yoğurur, sonra da atar kutsal ateşine, Tanrı'nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye.

Aşk bütün bunları, yüreğinizin bütün sırlarına ermeniz ve bu bilgiyle Hayat'ın yüreğinin bir parçası olabilmeniz için yapacaktır.

Fakat eğer korkularınız da sadece aşkın huzurunu ve hazzını aramaksa muradınız... O zaman çıplaklığınızı örtüp aşkın harman yerinden çıkın daha iyi. Girin güleceğiniz ama doyasıya gülemeyeceğiniz, ağlayacağınız ama bütün gözyaşlarınızı dökemeyeceğiniz o mevsimsiz dünyaya.

Kendinden başka bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz. Ne sahip olur aşk ne de sahip olunmak ister. Çünkü aşka aşk yeter.

Sevdiğiniz zaman "Tanrı yüreğimde " değil, "Tanrı'nın yüreğindeyim." deyin. Sanmayın aşkın rotasını çizebileceğinizi, çünkü aşk sizin rotanızı çizer, sizi buna layık bulursa eğer.

Aşkın kendini gerçekleştirmekten başka tutkusu yoktur. Fakat aşıksanız ve arzularınız olacaksa mutlaka, şunlar olsun arzularınız: Erimek ve akan bir dere olmak ezgisini geceye söyleyin.

Tanımak haddinden fazla şefkatin sızısını. Yaralanmak kendi aşk idrakinizle; kan ağlamak isteyerek ve sevinçle."

Ressam, düşünür ve şair Halil Cibran'ın  Ermiş adlı eserinden...


je t'aime moi non plus! Bu efsane çifti de düetlerini de unutmak olmaz!

Bu da şarkı:


0 Bir Yudum Kitap

İyi Pazarlar Herkes!

Bugün size uzun süredir faydalandığım ve çok sevdiğim bir siteden bahsetmek istedim. Bir Yudum Kitap isimli siteye mailinizle üye olduktan sonra her sabah size şahane kitaplardan kısa pasajlar gönderiyorlar. Yerli ve yabancı şair/yazarların eserlerine yer vermeden önce mailde ki girizgah aslında okumayı en sevdiğim kısım. Nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama her sabah kitaptaki pasaja giriş yapmadan önce kaleme aldıkları yazı o an hissettiğim şeylere yakın oluyor. Çoğunlukla beni yakalamayı başarıyorlar. Ayrıca mailinize göndererek bir nevi tanıttıkları kitapları kampanyalı hallerle satın da alabiliyorsunuz. Çok akıllıca bir strateji. o küçük yazıları her kim yazıyorsa çok sevdim ruhunu.

İkinci olarak meraklısına önerim yemek yapmayı sevenlere ya da yapmak zorunda olup internette ki yüzlerce tarifin hangisini yapacağını bilemeyenler için. Yemek tariflerinin bu kadar ulaşılabilir ve aşama aşama takip edilebilir olması işi kolaylaştırdığı gibi çoğu tarifinde çok rezil olduğu bir gerçek. İşte size denediğim her tarifi ilk yapışta efsane olan ve yiyen herkes tarafından övgüler almama sebep olan bir youtube kanalı : masmavi3 mutfakta. Göz atmak için tık tık

uzun süredir bir türlü dizi/film izleyemiyorum. Eskiden dizi takip etmediğim zaman olmazdı. Bir baktım ki GOT yeni sezonuyla gelmiş. Eh Jon Snow'u kaçırmamam gerek dedim. Annemin bile GOT hayranı olduğunu söylemem gerek. Kadın bayılıyor arayıp "başladı mı link at" dedi geçen gün. İnsan hayret ediyor.

Bu da hafta sonu için şarkı: Artık hepiniz için:)


Not: Şarkıyı söyleyen Aynur Aydın'ın hastasıyım! Çok cool buluyorum, klipleri ve şarkıları hiç fena değil. Pop dinleyeceksek böylesi olsun der susarım!
Not2: Ne olursa olsun zamanında size derdini sıkıntısını üzüldüğü bir durumu açmış bir insanın yüzüne o durumu dile getirerek şık olmayan bir tavır sergilemeyin. Her şey telafi olur ama bunun kırgınlığını telafi etmek zor.